Dünyanın en uzun kitabı hangisidir?

Bir romanın uzunluğunun tam olarak nasıl ölçüleceği, ister sayfaların veya yazılan kelimelerin sayısı, ister kullanılan toplam karakter sayısı veya bir kitap olarak sayılan birden fazla ciltten oluşup oluşmadığına bakılarak kararlaştırılabilir. Guinness Dünya Rekorları‘na göre dünyanın en uzun kitabı Marcel Proust’un yazdığı A la recherche du temps perdu‘dur.

A la recherche du temps perdu Marcel Proust

Dilimize ‘Kayıp Zamanın İzinde’ olarak çevrilen A la recherche du temps perdu, birden fazla cilde bölünmüş olmasına rağmen şimdiye kadar yayınlanan en uzun roman olarak kabul edilir.

İngilizce’ye ilk olarak In Search of Lost Time olarak çevrilen roman tahmini 9.609.000 karakterle beraber yaklaşık olarak 1.3 milyon kelime içerir. Her harf bir karakter olarak sayılır ve boşlukların her biri de bir karakter olarak kabul edilir.

Kitap ayrıca bazı uzun cümleler de içermektedir: en uzunu 958 kelimedir. Bu aşırı cümle tarzı, Proust’un bir şeyleri derinlemesine düşünme özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Kayıp Zamanın İzinde Ne Anlatır?

Roman, takıntılı aşka eğilimli bir adamın (muhtemelen Marcel olarak adlandırılır) hikayesine odaklanır. Paris’in asalet ve yüksek sosyete ile eş anlamlı bir semtinde yaşamaktadır.

Kitabın en ünlü bölümlerinden biri, ıhlamur çiçeği çayına batırılmış küçük bir kekin tadıyla kahramanın çocukluğuna dair bir hatıranın canlandırıldığı ‘madeleine olayı’ ile istem dışı hafızayı ele almasıdır. Bu tür duyusal anılar, Proust’un sanatsal yazı stilinin göstergesidir.

Yayınevlerinden ret yedi

Proust, 1909’da 38 yaşındayken başladığı başyapıtının ilk cildini 1912’de bitirdi. Diğer yayıncılardan ve editörlerden ret aldıktan sonra 1913’te Grasset yayınevi tarafından ilk cildi çıkarmak için kendi parasını kullandı.

Başlangıçta Proust, eleştirmenlere kitap hakkında olumlu konuşmaları için para ödedi, ancak eserinin ikinci bölümü yayınlanır yayınlanmaz uluslararası ödüller kazandı.

Uzunluğu üç katına çıkardı

Yapıyı erkenden oluşturmasına rağmen, ciltler bittikten sonra bile, Proust yeni malzeme eklemeye devam etti. Özellikle savaş yıllarında romanın geri kalanını gözden geçirerek duygu ve kurgusunu zenginleştirip derinleştirdi, öyküsünün gerçekçi ve hicivli unsurlarını güçlendirdi. Bu, uzunluğunu üç katına çıkardı.

1913 ile 1927 yılları arasında 7 ciltlik romanın tamamı cilt cilt yayınlandı. Daha sonraki yaşamının çoğunu Paris’te ses yalıtımlı bir dairede münzevi, yarı sakat olarak geçiren Proust, kendisini tamamen başyapıtını yazmaya adadı. 7 cildin son 3’ü, Proust’un Kasım 1922’de ölümü sırasında yalnızca taslak halinde olduklarından, gözden kaçanlar ve parçalı veya düzenlenmemiş pasajlar içeriyor. Bunlar ölümünden sonra yayınlandı ve kardeşi Robert tarafından düzenlendi.

Kaynak: historyhit

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir